Ergenlikte kırmızı et tüketimine dikkat!

Tarih: 29 Kasım 2015 13:09
Ergenlikte kırmızı et tüketimine dikkat!

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) işlenmiş et ürünlerinin kategorisini değiştirerek kanser yapıcı maddeler arasına aldı. Bu kararı Doç. Dr. Oğuz Özyaral ile konuştuk

İlkay Yaprak'ın haberi


Dünya Sağlık Örgütü'nün Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı yaptığı açıklama ile kırmızı eti kanserojen maddeler arasına aldı fakat, işlenmiş ürünlerden daha az kanser riski olduğunu belirtmeyi de ihmal etmedi. 

Dünya Sağlık Örgütü'nün bu kararını Doç. Dr. Oğuz Özyaral Ülke Haber'e anlattı:
- İşlenmiş ürünler neden zararlı dünya sağlık örgütü bunu neden zararlı görüyor?

Şimdi burda ki en önemli unsurlardan bir tanesi de  ürünün doğal statüden çıkmış olması yani bir katkı maddesi koyuyosunuz, katkı maddeli ürünü rafa kaldırıyorsunuz. Dolayısıyla entegre edilen ürünlerin tamamının içinde bir takım kimyasallar oluyor. Biz her zaman şunu söyledik, bu konuşmamızda da şunun altını çizmek istiyorum;  14 yaşında olan gelişim sürecinde olan çocuğun ergenlik döneminin tam orta bölümünde  yeni sistem ancak yetişiyor. Dolayısıyla katkı maddeli ürünler bu tip salam,sosis,sucuk hızlı gıda şeklinde tanımlanan al götür ,hızlı ye,hızlı tüket  bu tarz ürünlerden mesela hep uzak durulsun dedim.Bunu bütün programlarda söyledim bunun içinde hamburger dahil olmak üzere söyledim.Çünkü bunları uzun süre tutabilmek için mutlaka katkı maddesi koyuyorsunuz. Kıvam vermek için bir madde koyuyorsunuz. Dolayısıyla belli firmalar her ne kadar gıda tüzüklerine dünya standartlarına uygun ürünler alıyor desekte son 5 yıl içinde o kadar israfkar davrandık ki bu konuda siz bu ürünleri işte mesela tavuk köftesi tavuk köftesini sen nasıl üretiyorsun? Tavuktan üretilen daha doğrusu kümes hayvanları ürünleri ömrünün  en fazla  bir ila 2 gün olması gerekirken  bir krizde 5 gün olması gerekirken  sen bunu 1 ay gösterebiliyorsan demek ki kimyasal koyuyorsun.Böyle olduğu zamanda kimyasal ürünü pişirip sunduğum zaman yeriz.Evet damak tadı yüksek olabilir ama kalite açısından sıkıntılı ürünler yediriyorum demektir.Deformasyon sürecinde depoları kullanıyoruz.

- Bazı ürünlerde marketlerde rastladığımız ürünlerde "benzer madde" ibaresi yer alıyor? Bu içinde çok daha fazla karışım içeren ürünler mi ?
Tabi zaten biz o tanımı yaptığımız andan itibaren kimyasal yani damak tadının bol olduğunu ifade ediyor. Ama ben kimya koydum doğal ürün koymadım demektir. Doğada benzer ürün yoktur. Doğal ürün sayısı bellidir. Şunu çok iyi biliyoruz ki 10 binlere varan sayıda aromatik katkı maddesi var.10 binlerle konuşuyorum. Dolayısıyla her türlü gıdanın içine aroma katıp daha tadını güzelleştiriyor. Çilekli bir şeyde aslında çilek değil çilek tadı veren madde. Et içinde aynı şey geçerli olmaya başlıyor. Çocuk bunu yemesin diye ısrarla söylediğimiz noktalar bunlar.

Zaten iki tane hedefimiz vardı: Aslında  çocuklar ve yaşlılar hamilelerde buna dahil bunu böyle ayıkladığımız zaman dünyada üç buçuk milyonluk nüfusu direk bölüyorsunuz yani çocuklar, yaşlılar ve hamilelere bu tip ürünü asla vermeyin ama pazara baktığınız zaman da pazarda çocuklara yönelmiş durumda.Sıkıntı burda damak tadı yükseltilmiş ürünler.Çocuklar dışardaki köfteyi neden seviyoda annesinin yaptığı köfteyi yemiyor?İnanın sokakta yapılan köftenin içinde en azından kimyasal madde olmadığını biliyorum.
O yüzden gidin kasabınızdan düzgün etinizi alın hamburgerinizi kendiniz yapın. İçine baharatını,katkı maddesini kendiniz koyun. Kendi bildiğiniz damak tadıyla hazırlayın. Çocuklarınıza ısrarla  bunu yedirin. Çünkü öbür türlü salam,sosis,sucuk da bide bir kılıf diye madde var sentetik malzemenin içine sıkıştırıyorsun ve sen bunun ömrünü uzatıyorsun. Plastik torbanın içinde sosis yediriyoruz. Dolayısıyla Dünya Sağlık örgütü bu konuda çeşitli katkı maddelerinin biliyosunuz baharatlarda tahriş maddeleriyle doldu. O kadar çok merdiven altı olay var ki dünyada ama onun dışında da büyük endüstride  bizi kandırabiliyor. Dolayısıyla Dünya Sağlık Örgütü çok ciddi bir adım atmıştır.

- Peki hocam burda verilen verilerde Dünya Sağlık Örgütü haftada 500 gram kırmızı et tüketimine izin veriyor ve daha fazla tüketilmesinin bağırsak kanserine yol açacağını söylüyor siz buna katılıyor musunuz ?
Zaten haftada 500 gram dikkat edersen hani bütün bir hafta yemedin yemedin ben oturayım bugün yarım kilo et yiyeyim. İşte bu yanlı,  bizde bunu söyledik. Esasında Anadolu kültürüne gidip bakarsak eti karıştırıyorlar mesela nohutla,kuru fasulyeyle aklınıza gelebilecek her şey. Dolayısıyla bu kıymetli bir bakış açısı. Burda baktığımız zaman haftaya dağıtılıyor.Ama biz napıyoruz hadi mangal yapalım .Mangal yapmayı da bilmiyoruz yani burda ki en büyük sorun bu eti direk ateşin üstüne koyduğumuz zaman  zaten kendimiz kanserojen bir şekilde malzeme hazırlıyoruz. Yani etin hafif sulu yanan ateşin üstünde değil kömürleşmeden tüketilmesi gerekir. Dolayısıyla sıkıntıları yapmamak lazım. Dolayısıyla sulu yemek yiyin. Fırında güvecinizi hazırlayın bütün bunları söylememin tek nedeni beslenme ve kalite değerinizi düşünmek. Dolayısıyla bağırsak sisteminde yemek yerken  sofrada eksik olmaması gereken 2 ürünümüz var. Ya ayran içicez gazlı içecek değil.Ya da yoğurt yicez.Sofrada mutlaka yoğurt ya da ayran olmak zorunda bağırsaklardaki frobiotiklerin zenginleştirilmesi  bağırsakların emiliş sürecinde durmaması ve hücrelerin bozulmaması.Mutlaka günde 1 kase yoğurt tüketilmesi lazım. 
 
- Peki uyarıyı yaptıktan sonra Dünya Sağlık Örgütü nasıl bir çalışma yapacak ? 
Muhtemelen kontroller istenecektir.Kontroller nasıl başlar; Önce ürünlerin paket değerini  kontrol ederiz, yani belediyelerimiz vasıtasıyla yürütebiliriz. İkinci yapacağımız iş, ürünün üstüne yazarız bu ürünü  içeriğinden dolayı kanserojen etki yapma durumu söz konusudur diye. Bana kalsa bu özel uyarıyı cipslerin  üzerine de yazarım çünkü cips çok sıcak bir ateşin üstünde yağ ile kavuruyorsunuz. Pis bir şeyi yediriyorsunuz.Yani  doğal bir şey yedirmiyorsunuz.Besin değerini bozduğunuz içini aromalandırdığınız bir ürünü  ye diye veriyorsunuz.Bundan sonra bakın kanser bugün 20'li yaşlarda. Bunu bilmeyen var mı aramızda ? Ben 60 yaşındayım benim çocukluğumda böyle şey duymadık,bilmedik. Yani 30 - 40 sene evvel böyle şeyler yoktu.30 - 40 sene önce bu tip olaylar başladı. Ne ile başladı, gıda sektörünün attığı adımları takip edemememizden başladı. Çok önemli sektör gıda sektörü ve ürettiği şeylerin  içeriğini bilemiyor.En büyük sıkıntı bu çok düzgün teknolojiye sahipler. Dev bir sanayi ve inanılmaz aromalarla giriyorlar sektöre dolayısıyla  bugün çok zarif gözüken,çok güzel damak tadı veren kremalar ürünler katkı maddelerinin hayatımızdaki  rolünün ne olacağını bilme şansını veriyor.

http://trend3.haberscripti.biz/roportajprint/ergenlikte-kirmizi-et-tuketimine-dikkat-.html